29 Ağustos 2016 Pazartesi

ABD: 9 Eylül Hapishane Genel Grevi İçin Anarşistlerden Uluslararası Dayanışma Çağrısı


9 Eylül’de, Attica Hapishane isyanının 45’inci yıl dönümünde tüm ABD’deki tutsaklar köleliğe karşı iş durdurma eylemi başlatacaklar. Tutsaklar sadece daha iyi şartlı tahliye ve yaşam koşulları için değil hapishanedeki kölelik düzenini yıkmak için de mücadele verecekler. Tutsaklar köleliği kaldıran 13’üncü Yasanın aynı zamanda mahkumların yok pahasına çalıştırılmasının önünü açarak başka bir tür kölelik düzeni doğurduğunu savunuyorlar. Tutsaklar fosil yakıt, fast food, bankacılık ve askeriye gibi kilit endüstrilere milyarlarca dolar kazandıran hapishane köleliğinin aslen ırkçı köleliğin devamı olduğunu vurguluyorlar.

13’üncü Yasanın geçmesi ile birçok eski köle sudan sebeplerle yine hapse atılmış ve tekrar köleliğe mahkum edilmişti. Bir yüzyıl sonra Uyuşturucu Savaşı, taşeronlaşma, finansallaşma, serbestleşme vb. ekonomik değişimler nedeniyle artan işsizlik oranı kadar 60 ve 70’lerde yükselen siyah isyanla daha çok insanı hapse atarak başa çıkmaya çalıştı. Bu arada devlet ve şirketler de artan hapishane nüfusuna devasa kar getiren bedava iş gücü olarak bakmaya başladılar.

Şu anda her yüz Amerikalı yetişkinden biri parmaklıklar arkasında ve çok daha fazlası şartlı tahliye gözetiminde, ev hapsinde veyahut göçmen toplama merkezlerinde. Hapishane nüfusunun çoğunluğunu siyahlar, Latinler, yerliler ve yoksullar oluşturuyor. Şu anda ABD hapishanelerinde Amerikan iç savaşı öncesi kölelik dönemi hapishanelerinde olduğundan daha çok siyah mahkum var. İşte bu koşullar tutsakları bu grevi örgütlemeye itiyor.

Ayrıca şunu belirtmekte fayda var: 9 Eylül için bir çok grup çağrıda bulundu ancak genel olarak tabandan örgütlenen Özgür Alabama Hareketi (Free Alabama Movement -FAM) gibi ABD hapishanelerine yayılan tutsak hareketi öne çıktı. Anarşistler ise düzenledikleri açlık grevleri, iş durdurma eylemleri ve Holman Hapishanesi ayaklanması gibi isyanlarla grevin örgütlenmesinde önemli rol oynadılar. Anarşist Siyah Haç (ABC) ve ABD hapishanelerinde yaklaşık 1.000 üyesi bulunan Tutsak İşçiler Örgütlenme Komitesi (IWOC) de grevi destekliyor. Grevi desteklemek için anarşistler aynı zamanda konferanslar ve başka eylemler de örgütledi.

Ancak yine de dayanışma için uluslararası anarşist hareketin desteğine ihtiyaç var. Tüm dünyada yoldaşlarımızı dayanışmaya çağırıyoruz. Bütün örgütlerden, federasyonlardan, sendikalardan, bireylerden harekete geçmelerini ve grevi yaymaya yardımcı olmalarını talep ediyoruz:
  • Ülkenizdeki bir ABD elçiliği, ABD temsilciliği veya askeri üssü önünde eylem düzenleyin ve onlara hapishane grevinin bütün dünyada destekçileri olduğunu gösterin.
  • Yerel bir hapishane önünde gürültü eylemi düzenleyin.
  • ABD hapishanelerindeki emek sömürüsünden kar eden şirketleri ifşa eden eylemler düzenleyin: McDonald’s, Wendy’s, Victoria’s Secret, American Airlines, Avis, Walmart, Microsoft, Nike, Nintendo, Honda, Pfizer, Whole Foods, Aramark, AT&T, Sprint, Verizon, Fidelity Investments, Saks Fifth Avenue, JCPenney, Kmart, Macy’s ve pek tabi ki hapishanedeki iş gücü yönetiminden sorumlu federal hükümet şirketi UNICOR.
  • Yazılamalar, afişler ve posterlerle grevi çevrenizde duyurun.
Grev 9 Eylül’de başlayacak ama uzun sürecek. Tutsaklar şimdiden baskı altında ve bazı örgütleyiciler tecride kondu, FBI tacizlerine maruz kaldılar. Dışarıda ve çevremizde dayanışmayı genişleterek tutsakları desteklemek bize düşüyor. Grev 10 Eylül’de sona ermeyecek, o nedenle bu uzun yol için hazırlanmamıza yardım edin.

Çok Yaşa Anarşi!

Hapishanelere Ateş!
Herkes için özgürlük!
Alıntı: İsyandan

25 Ağustos 2016 Perşembe

Anarşist Komünist İnisiyatif: Anarşist tutsak Şevket Aslan yalnız değildir !

Anarşist Komünist İnisiyatif:
Basına ve kamuoyuna,
Garip koşullardan geçen coğrafyamız, Darbe girişimi ve demokrasi tiyastrosunun ardından ilan edilen OHAL ile yaratılan koşullar işkencenin kötü muamelenin normalleştiği bir hal almaktadır. Darbe girişiminde ve sonrasında kitle iletişim araçları aracılığıyla işkence ve tecavüz görünür kılınmış ve meşrulaştırılmıştır.İlan edilen OHAL ile birlikte senelerdir devrimcilere uygulanan baskı ve şiddet ayyuka çıkmış . Sokaktan , basına . sosyal alanlardan cezaevlerine tüm kamusal alanlar devlet aygıtının çeteleri olan polisler , hakimler , savcılar , gardiyanlar, askerler ve politikacılar tarafından işgal edilmiştir. Baskı mekanizmaları her gün biraz daha artmakta şiddet ve işkence her gün biraz daha hayatımızın içine yedirilmektedir.
Bu şiddet sarmalında Kürdistan kentleri yıkılmış. Rojava coğrafyasına tanklarla girilip cihatçı çetelere destek olunmuş Darbe bahane edilerek devrimcilere yönelik hukusuz ve delilsiz gözaltı ve tutuklamalar başlatılmıştır. Cezaevlerinde adil olmayan bir af ile 37 bin kişi tahliye edilip siyasi mahkumlar için yeni işkence alanları tahsis edilmiştir.
Bu süreçte İzmir Aliağa Yeni şakran hapishanesi’nde bulunan anarşist tutsak Şevket Aslan , siyasi kimliği tanınmadığı ve hiçbir talebi kabul edilmediği için 37 gündür süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde.
Yoldaşımız Şevket Aslan’ın talepleri anarşist kimliğinin hapishane yönetimince tanınması ve anarşistlerle aynı koğuşta kalmasının sağlanmasıdır. Ancak Şevket Aslan örneğinde görüldüğü üzere bu topraklarda anarşist tutsaklar birbirlerinden ayrı tutularak, anarşistlerin örgütlü bir şekilde hareket etmelerinin önüne geçilmektedir.
Bugün itibariyle Şevket Aslan süresiz-dönüşümsüz açlık grevinin 37. Gününde olduğundan ötürü tıbbi olarak kalıcı ve hayatını etkileyecek kritik bir sürecin içine girmiştir. Bugünden sonra geçen hergün Şevket Aslan için daha kritik bir hal alacaktır. Ve yaşayacağı tüm sağlık sıkıntılarının sorumlusu hiçbir talebini tanımayan hapishane yönetimi olacaktır.
Şevket Aslan’ın süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi hapishane yönetimi tarafından tanınmamış, kendisinin bu konuyla ilgili hiçbir dilekçesine yanıt verilmemiştir. Bu şekilde avukatların da Şevket Aslan’la hukuki olarak dayanışmasının önüne geçilmiş olunmaktadır.
Buradan Aliağa Yenişakran hapishanesi yönetimine yoldaşımızın taleplerini tanımasının zorunluluk olduğunu hatırlatıyoruz. Şevket Aslan’ın sağlık durumunun ve güvenliğinin takipçisiyiz. Şevket Aslan öznelinde tüm anarşist ve devrimci tutsakların talepleri taleplerimizdir.
Düşler tutsak edilemez !
Anarşist tutsak Şevket Aslan yalnız değildir !

Anarşist Komünist İnisiyatif

22 Ağustos 2016 Pazartesi

Kazdağları: Osman Evcan İçin Pankart

17-21 Ağustos tarihleri arasında homofobiye, ırkçılığa, türcülüğe, cinsiyetçiliğe ve militarizme karşı düzenlenen Kara Yeşil Festival’de yoldaşları Anarşist/vegan tutsak Osman Evcan için dayanışma pankartı açarak Kazdağları’ndan, Silivri Hapishanesi’ne selam yolladılar.  


20 Ağustos 2016 Cumartesi

İtalya, Bologna: Anarşistler Patlayıcı Madde Bulundurmaktan Tutuklandı

4 Ağustos günü yerel medyada çıkan bir kavgadan sonra anarşistlerin evlerine yapılan baskınlarla ilgili haberler çıktı.  Medyada çıkan haberlerle göre evde “aseton, hidrojen peroksit gibi maddeler bulunmaktaydı. Bu maddeler eğer belli şekillerde kullanılırsa patlayıcı bir karışım yaratabilirdi. Hepsi bu kadarla da sınırlı değil. Muhalif belgeler ve yazılar da bulundu. Gazetelere göre bu patlayıcı madde bulundurmaktan dolayı bir gözaltıydı. Yoldaşımız şu an Bologna Dozza Hapishanesi'nde mahkemesini beklemekte. 

Biz devlet baskısı ile yüzleşen bütün yoldaşlarımızın yanında olduğumuz gibi Divine’in da yanındayız. 

Mektup yazmak isterseniz adresini aşağıda bulabilirsiniz: 

Divine Umoru

Via Arginone, 327

44122 Ferrara

Şili: Anarşist Yoldaşlar Tamara Sol ve Natalia Collado’dan Mektup



Beraber olduğumuz, var olan yoldaşlarımıza.. Böyle grupların varlığından yeni haberdar olduk. Bu inisiyatiflerdeki yoldaşlarımızla bir bağlantımız yok onları tanımıyoruz ama dayanışma ve birliktelik için bir araya gelen bireylerin veya grupların varlığını bize verdikleri güçle selamlıyoruz. Bu bize hapishanelere dayanma gücü verir. 

Kendimizi hapishanenin yüksek güvenlikli bölümünde bulmamızın üzerinden 3 hafta geçti. Diğer hapishane nüfusu ile karşılaştırıldığında biz bu bölümden ellerimiz kelepçeli olarak bir gardiyan kontrolünde olmadan dışarı çıkamıyoruz. Aynı zamanda aktivitelerden men ediliyoruz. Sadece bahçede kadınlarla futbol oynamamıza birkaç kez izin verildi. 

Bu kurumların özgürlükçü bireylerden, anarşistlerden, uygarlık ve sistemle zıt düşen insanlardan nasıl korktuğunu gösterir. En azından kadın hapishanesinde durum böyle. 

Ancak bu bağlamda biz tecridi ve kontrol mekanizmasını kırmaya çalışıyoruz. Aynı zamanda mutfak bahçesi (geri dönüşümlü malzemelerden inşa ettiğimiz) gibi mekanları öğreniyoruz. Şu sıralarda bu bölümde başlatmak istediğimiz dikiş ve serigrafi gibi projelerimizi beklemekteyiz. 

Bilmenizi isteriz ki birlikte olmaktan çok mutluyuz ve kurulu düzenle karşı karşıya gelme yollarıyla ilgili daha fazla bağlar kuruyor ve fikirlerimizi güçlendiriyoruz. Silahlar ve patlayıcılarla ilgili yeni kanun kapsamında yoldaşlarımızın tutuklanmalarındaki artıştan endişeliyiz. Silahla veya molotofla yakalananlar 3 sene ile 5 sene arası görüş engelli ve etkinliklerden yararlanamadan hapse atılacaklar. Bu kundaklama cihazları ve patlayıcıları aktive edenler için de geçerli.

Bu yeni panorama ile yüzleşerek şunu söylüyoruz:  eylemden saldırıya geçerken amacını, etkililiğini, potansiyelini  düşünmek gerekir, aynı zamanda safları güçlendirmeli ve ataerkil, tekno endüstriyel kapitalist makinanın fiziksel, fikirsel ve manevi zayıf noktalarını görmemiz gerekir. 

Saldırı eylemlerini, İspanya’da tutsak yoldaşlarımızı, güneyde yanan kiliseleri, Teknoloji ve bilim merkezlerinin yıkımını, Microsoft’da araba bombalanmasını, ataerkiye karşı Rote Zora eylemlerini, Ateş Hücreleri Komplosu’nu, Mapuche, anonim olarak komplo kuran ve örgütlenen aynı eğilimdeki grupları referans alıyoruz.

Bu hücrelerden size sevgimizi gönderiyor ve meydana getirdiğiniz güç ve dayanışmayı alıyoruz.


Tamara Sol Farías y Tato (Natalia Collado).

S.E.A.S (San Joaquín Hapishanesi Yüksek Güvenlikli Bölüm).

Yunanistan: Yunanistan Hapishanelerindeki Tutsaklardan Açık Mektup


Yunanistan hapishanelerindeki tutsaklardan ortaklaşa sorumlu olan sosyal düzeni ve adaleti koruyan bakanlıklara açık mektup: 

3 Ağustos 2016 tarihinde yeni salıverilen tutsak Pëllumb Marnikollaj Patisia Polis Merkezine giderek  şartlı salıverilmenin gerekliliklerinden biri olarak ilgili otoritelerin önünde boy gösterdi. Şu ana kadar bilinmeyen nedenlerden dolayı Kızıl Haç Hastanesi'ne kaldırıldı. Ve sonunda da morga. Kimliği belirsiz kişi olarak gömülmeden önce- ki kimliğini otoriteler çok iyi bilmekteydi- akrabaları cesedini topladı ve işkence ile penceren atmadan şüphelendiler.

Biz ne olup bittiğini yargılayacak merci değiliz. Ancak bizim Yunan polisine inanmamamız için binlerce nedenimiz var. Sadece polisin bu olayın üstünü kapatmaktaki beceriksizliği değil aynı zamanda Yunan polisinin ortak aklına da aykırı açıklamalar yapmaları. (Tutsağı geçtik hangi vatandaş karakola ziyarete gidip ortalıkta dolanıp camları rahatsız edilmeden açıp kapatabilir?)

Eski tutsağımızın olayın ailesinin anlattığı şekline inanmamız için birçok nedenimiz var. Hepimiz karakollardaki sorgu odalarında yaşanan vahşeti gördük. Belki biz camdan atılmadık ancak sorgulamanın alışıldık biçimleriyle bunun tehdidi altında kaldık. Hepimiz karakolların camlarının “çiçek saksılarıyla” bezendiğini görünce şaşırmıştık.

Bu mektubu yazmamız ve bu olayı görünür hale getirmemiz bu olay hakkında bir soruşturma yürütüleceğine inandığımız anlamına gelmez. Bu olayın sorumluları da hesap vermeyecektir. Biz fakirler, işsizler, göçmenler, hapishanelerinizi dolduran herkes bedel ödemeye mahkumuz. Ancak bizi buraya getirenler otomatik silahlarıyla her zaman kendilerine tanınan dokunulmazlığın tadını çıkaracaklardır. Neyin suç olup olmadığına karar verilirken her zaman çifte standartlar uygulanır. 

Son olarak, biz Yunanistan hapishanelerindeki tutsaklar olarak Yunan ve Arnavutluk büyükelçiliklerinin oynadığı oyunda taraf olmayacağız. Sadece bir cevap istiyoruz. Polis hikayesinin provoke edici yalan yorumunu kabul etsek de bakanlar size soruyoruz, eski bir tutsağın veya bir göçmenin hayatı bu kadar değersiz mi?


Ps: Bu olayı protesto etmek için 3 gün boyunca akşamları hücremize girmeyeceğiz.


Yunanistan Hapishanelerindeki Tutsaklar

Etkinlik: Baskılar Neyi Amaçlar


Baskılar Neyi Amaçlar
16:00: Azerbaycan’daki Anarşist Hareket ve Baskılar
Azerbaycan’dan yoldaşlarımız Azerbaycan’daki anarşist hareket ve sosyal mücadelelerden, yüzleştikleri devlet baskısından ve son tutuklamalardan bahsedecekler.  

18:00: Avrupa’da Anarşistlere Operasyonlar

19:00: Forum

Geçen yıllarda Avrupa’da anarşistlere karşı birçok operasyon gerçekleştirildi. Devletler bu operasyonlardan “anti-terör” kanunlarının alanını genişleterek ve polis birimlerinin uluslararası işbirliğini büyüterek çıkar sağladı. Türkiye’ de 2012 1 Mayıs’ını, İspanya’daki, İtalya’daki son operasyonları, Belçika’da hala devam eden duruşmaları, Hollanda’daki gözaltıları ve Aachen’daki banka soygunundan yargılanan anarşistleri unutmadık. Anarşistlerin ve bütün devrimcilerin her gün yüzleştikleri baskılar hakkında söylenmek yerine bu tür baskıcı operasyonların ne amaçladığını ve bu baskılarla nasıl başa çıkacağımızla ilgili bir forum gerçekleştirmek istiyoruz.


Bütün bu soruları göz önüne alarak bir makale çevirdik:

DEVLET BASKISI VE SINIRLARI
Baskı bu toplumun yıkımı uğruna savaşanlar için kaçınması zor bir mevcudiyettir. Eğer özgürlüğümüz için savaşıyorsak kendimizi devletle ve onun çeşitli baskı aygıtlarıyla karşı karşıya buluruz: sokaklardaki polislerden, mahkemelere, hapishanelere kadar.
Bir gün hapishanede son bulacağımız gerçeği bütün devrimcilerin hesaba katması gereken acı bir bakış açısıdır. Baskılar bazı yoldaşlarımıza ulaştığında, amacının sadece bazı sınırları aşanları “cezalandırmak” veya hapsetmek olmadığını aynı zamanda mücadeleyi, projeleri, dinamikleri durdurmayı veya engellemeyi amaçladığını unutmamalıyız. 

Baskı Kişisel Bir Şey Değildir
Baskı geldiğinde tepkilerden biri de geri çekilmedir. Hemen sığınacak yer ararız. Problemlerle açık bir şekilde mücadele edilmez, olup bitenler her ne kadar konuşulsa da bunlar, sanki baskılar herkesi ilgilendirmezmişçesine,  açık değil küçük gruplar içinde konuşulur.( Aslında baskılar sadece anarşistleri değil bütün toplumu ilgilendirir.)
Ben şahsen bunun büyük bir hata olduğunu ve baskılarla yüzleşirken bunun yapmamız gerekenin tam tersi olduğunu düşünüyorum. Açık olması gereken bir şeyi gizlemek bir anlam ifade etmez.
Sonunda, baskı sadece bir kişiyi veya “hayalet” bir anarşist hareketi ilgilendirmez, olası isyancılara gözdağı vermeyi amaçladığı için bütün toplumu ilgilendirir. Eğer bir yoldaşımız tutuklanırsa, bunun hakkında konuşmama tabusunu yıkmamız gerekir. Kim bilir belki neler olup bittiğini anlattığımızda “dışarıdan” başkaları tutsak yoldaşımıza yakınlık duyacaktır. 

Dayanışma?
Baskı ile ilgili sık sık aklımıza gelen diğer bir soru da dayanışmadır.
Söylemek üzere olduğum şeyi yanlış anlamayın: Hapishanedeki veya zorluk çeken yoldaşlarımıza sahip çıkmak gereklidir ancak “baskılarla mücadele” ve yoldaşlarımızı desteklemek söz konusu olduğunda birçok kişi için öncelik bir şeyleri ithaf etmek haline gelir, çoğu zaman bu yoldaşların hapse girmeden önce mücadelenin içinde olduğu ve bu mücadelenin bu yoldaşların eksikliği yüzünden zora girdiği unutulur.

Bence dayanışma aynı zamanda mücadeleye ve projelere devam etmek ve bunların bazı yoldaşların tutuklanmasıyla bölünmesini kabul etmemektir. Öteki türlü kendimizi bir kısır döngünün içinde buluruz: bazı yoldaşlarımız tutuklanır- baskılara karşı mücadele verilir- başka gözaltılar, vb… bundan çıkış yolu bulamayız. Biz anarşistler olarak unutmamalıyız ki, bizim amacımız sosyal devrimdir ve devlet var oldukça baskı da var olacaktır. Eğer baskı ile mücadele edeceksek, devletin yıkımı için savaşmalıyız.

İttifaklar? 
Baskılar bize vurduğunda, çoğu zaman tecridi kırmaktan bahsederiz. Bu genel anlamda katıldığım bir prensip. Ancak çoğumuz için tecridi kırmak bizden çok farklı amaçları olan az çok devrimci gruplarla internet ittifakı kurmaktır. Biz devleti yok etmek istiyorsak, onlar devleti ele geçirmek ve bazı “aşırılıkları” önlemek için yeniden düzenlemek isterler. Bunun mantığı şudur: Az sayıda ve “zayıf” olduğumuz için sayıca üstün güçlerden “koruma” istemeliyiz. Tecridi kırmak bu anlamda söz konusu fikirler olduğunda paylaşacak hiçbir şeyimiz olmayan politik gruplara açılmak demektir.

Tecridi kırmak, benim gördüğüm anlamda farklı bir şeydir: Diğer politik gruplara açılmak yerine, bizim gibi baskı altında olanlarla veya diğer devrimci azınlıklar yerine potansiyel isyancılarla suç ortaklığı içinde olmalıyız. Bu nedenle iletişim kanalları açmak önemlidir.(bildiriler, posterler, gazeteler, sokaktaki inisiyatifler) Fikirlerimizi iyi veya kötü günde sokaklara taşımalıyız.

Alıntı: Dissonanz. 33. 3 Ağustos 2016

Yunanistan: Anarşist Yoldaşlarımız Marıos Seısıdıs ve Kostas Sakkas’ın İlk Açıklamaları

4 Ağustos’ta Sparta’ da rastgele polis kontrolü yüzünden özgürlük yolculuğumuz sona erdi. 

İki yolun sonuna gelsek de, iki farklı başlangıçta olsak da aynı amaçta birleşiyoruz. Bu da özgürlük. Özgürlük bize verilmedi ve biz bağışlanmadı. Tam tersi her birimiz kendi karakteristiklerimizle, kendi bildiğimiz şekilde çoğu kişinin gün gibi ortada olduğunu düşündüğü bir şey için savaştık. Gökyüzüne her bakışımız için, her özgür el sıkışması için, her özgür kucaklama için, özgür nefes alışımız için savaştık. 

Eziyet veren mekanizmaların bizi yoksun bıraktığı şeyleri geri aldık: tek silahımız özgürlüğe olan sonsuz tutkumuz ve aynı zamanda arkada kalanlar için savaşmaya devam ettiğimiz düşüncesinden aldığımız cesaret. 

Bunun yanı sıra, özgürlük ve hayatın tam tersine, devletin üniformalı katillerine, burjuvazinin uşaklarına ve sermayeye karşı durduk. Onlar, içgüdüsel olarak bariz olanı yaptığımız için, ellerinden kaçmaya çalıştığımız için bizi arkadan vurmaktan, bize işkence yapmaktan çekinmeyenlerdir. 

Kurşunlar hedefini bulsa da bu fikirlerimizi değil ancak bizi öldürürdü. Özgürlük azmine bu zamana kadar savcılar da onların silahları da elini sürememiştir. Çünkü  bizim tasavvur ettiğimiz şeyi otoritelerin sığ kafası almaz. İşte bu yüzden bizi öldürseler bile, bir mücadeleden diğerine bayrağı devrederek ilham veren devrim hayalini silemeyeceklerdir.
Tutuklanmamızın ilk anından itibaren medya lağamı sistematik olarak yıkanmaya başladı. Bir çok kötü uydurulmuş senaryoyla, birbirinden tamamen bağımsız kişi ve durumları bağlamaya çalışarak, her anlamda “birbirini hayatta tutan damarlar” teorisini kanıtlamaya çalıştılar. Bu taktik, neye hizmet ettiğini bildiğimiz için bizi şaşırtmadı. Ancak bunun yolunu bulamayacaklar. 

Son yıllarda birçoğumuz çamur atmalarla ve gazetecilerin yanlış bilgilendirmeleriyle karşılaştık. Ve biz hedef aldıkları insanlara karşı anti-terör güçlerinin  takıntılı intikam dolu pratiklerini çok iyi biliyoruz. Yine de onlara –çok iyi bilmelerine rağmen- insanları sonsuz kadar kandıramayacaklarını ve onların ağzında kolay lokma olmayacağımızı hatırlatıyoruz. 

Biri silahla yakalanırsa kesin teröristtir. 

Şortla ve uyku tulumuyla yakalanan biri, kimse terörist olduğunu anlamasın diye turist kılığına girmiştir. 

Gazeteciler artık bilmeli ki anlamsızlıkları ve güvenilmezlikleri en üst seviyeye ulaştı.
Son olarak, bizim yanımızda olan bütün yoldaşlarımızı selamlıyoruz. Evelpidon adliyesinde dayanışmaya gelen onlarca insanı gördükten sonra hislerimizi anlatmakta kelimeler çok yetersiz. Bu bize tekrardan dayanışmanın tatil tanımadığını gösterdi. Ayrıca yeraltında geçen bunca sene bir an bile yalnız hissetmedik. 

ÖZGÜRLÜĞE OLAN TUTKUMUZ HÜCRELERDEN GÜÇLÜDÜR. 

MARIOS SEISIDIS
KOSTAS SAKKAS